TR
  • English
  • Türkçe
  • русский язык
  • українська
  • Deutsch
  • español, castellano
  • العربية
  • 中文 (Zhōngwén), 汉语, 漢語
  • Français
  • فارسی
  • nehirler Güneydoğu
    Anadolu Bölgesi

    Türkiye

    Güneş, deniz ve kum tatillerinden kaçmak ve Türkiye'nin daha geleneksel yönünü keşfetmek istiyorsanız burası tam size göre. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İncil'in gönderildiği zamanlardan ve çok daha öncesinden beri medeniyetlerin birleştiği bir nokta olagelmiştir. Göbekli Tepe'de yapılan son keşifler, ilk insan yerleşimlerinin tamamen yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Kudretli Fırat ve Dicle nehirleri buradan geçer ve Mardin ve Midyat'taki Süryani manastırlarında hala Aramice ilahiler söylenir. Bu bölgede yazlar uzun ve kurak geçer. Bölge, tarım için mükemmel şartlar sunduğundan yerel mutfak tatlarıyla ziyafet çekerken en iyi kebapların ve sebzelerin günlük yaşamın bir parçası olmasına şaşırmayacaksınız.

    Doğu Anadolu Bölgesi, zengin su kaynaklarına sahiptir çünkü Fırat, Dicle, Çoruh, Aras ve Kura nehirleri buradan doğup diğer ülkelerde denize dökülür.

    Dicle-Fırat nehir sistemi, Batı Asya'da Basra Körfezi'ne dökülen büyük bir nehir sistemidir. Başlıca nehirleri Dicle ve Fırat olup, daha küçük kolları da bulunur.

    Bu bölgedeki iki ana nehir - Fırat ve Dicle - tarihin tam kalbinde yer alır. Nehirler; ilk medeniyetlerin, ilk yazma yönteminin ve bilinen ilk dinlerin ortaya çıkışı gibi önemli tarihi gelişmelere ev sahipliği yapan bölgeye hayat vermiştir.

    İnsanlık tarihinin bazı büyük medeniyetleri burada büyümüş ya da buraya gelmiştir. Bu adeta üst üste eklenen kültürel, dini ve etnik etki seviyeleri, aynı bölgeyi paylaşan çeşitli insanlarla karmaşık bir mozaik yaratmıştır.

    Fırat Nehri

    Fırat Nehri, Batı Asya'nın en uzun ve tarihsel açıdan en önemli nehirlerinden biridir. Fırat Nehri 2,800 km uzunluğundadır ve bunun 1,263 km'si Türkiye'de yer alır. Kara Su (eski adıyla Arsanias) veya Batı Fırat (450 km) ve Murat Su veya Doğu Fırat'ın (650 km) Güneydoğu Türkiye'deki Keban Kasabası’nın 10 km yukarısında aktığı yerden ortaya çıkar. Türkiye'nin doğusundaki yaylalardan çıkan Fırat, Basra Körfezi'ne dökülen Şattülarap’ta Dicle'ye katılmak için Suriye ve Irak üzerinden akar.

    Fırat'ın diğer kolları; Karasu ve Murat'ın yanı sıra Tohma, Peri, Çalı ve Munzur nehirleridir. Fırat boyunca yükselti ortalama olarak ovalar için 760 metreden, yaylalar ve dağlar için ise 1,500 metreden fazladır. Suyun rejimi büyük ölçüde kış yağmurlarına ve dağlardaki bahar karlarının erimesine bağlıdır. Tipik kıtasal alt-tropikal iklimi (yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı) nedeniyle dağlardaki karların eridiği mart-haziran ayları arasında artış gösterir ve fazla yağmurun olmadığı temmuz-ocak ayları arasında su akışı azalır. Nehir, suyunun çoğunu yağışlardan ve her kış sonunda çözülen buzlardan toplayarak nisan ve mayıs aylarında maksimum debiye ulaşır.

    Fırat Nehri boyunca tarımcılık, kışın dondurucu soğuklar ve kar nedeniyle durma noktasına gelen bölge ekonomisinde önemli bir yer tutar. Fırat çevresinde yaşayan yöre halkı için balıkçılık önemli bir gelir kaynağıdır. Nehir ve bataklıklardaki balıklar ve diğer hayvan türleri olarak, sazan, tekir, yayın balığı, dikenli yılan balığı, kurbağa, kara kurbağası ve kaplumbağaları sayılabilir. Bölgedeki nehirlerin yakınında meşe, fıstık, dişbudak ormanları, su kamışı, sazlar ve diğer sazlıklar, deve dikeni, çeti, söğüt, kavak, hurma ve bazı kır çiçekleri gibi çok sayıda bitki ve ağaç yetişir.

    • Fırat Nehri üzerindeki barajlar
    • Keban Barajı, Türkiye'nin en büyük barajlarından biridir (210 metre olup, 1965-1975 arasında inşa edilmiştir). Bir diğer büyük baraj ise GAP Projesi kapsamında 1987 yılında açılan Karakaya (173 metre), Birecik ve Karkamış barajlarıdır.
    • Türkiye'nin ve dünyanın en büyük barajlarından biri, yine Şanlıurfa yakınlarında, Fırat Nehri üzerinde 1983-1992 yılları arasında inşa edilen Atatürk Barajı’dır. Bu barajların tamamı, Türkiye'nin bu bölgesine hidroelektrik enerji sağlamak, sulama suyu temin etmek ve su taşkını kontrolüne yardımcı olmak üzere inşa edilmiştir. Bu barajların büyük ve ayrı gölleri bulunur. Atatürk Barajı'ndan çıkan su, Urfa yakınlarında 7,62 m genişliğinde ve 26,4 km uzunluğunda iki paralel tünelden geçer ve Urfa-Harran, Mardin-Ceylanpınar, Siverek-Hilvan ve Yukarı Mardin bölgelerinde tarım alanlarının sulanmasında kullanılır.
    • Tarihi Önem
    • Fırat, Dicle Nehri birlikte Mezopotamya'yı ("İki ırmak arasındaki bölge") oluşturan iki nehirden biridir. Fırat Nehri ve komşusu Dicle Nehri, Mezopotamya'da başlayan ve tarihin başlangıcına damgasını vuran medeniyetlerin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
    • Bölge; Sümerler, Asurlar, Babiller, Pers İmparatorluğu ve orada hüküm süren farklı hanedanlara ev sahipliği yapmıştır. Toprakların verimi bu nehirler sayesinde artırılmasaydı muhtemelen bu bölge, böylesi önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmayacaktı.
    • Nehrin kıyısında bölgenin en eski şehirlerinden bazıları bulunur ve bu bölgeyi gezenler kesinlikle nehrin dolambaçlı sularıyla birkaç kez karşılaşır.

    Dicle Nehri

    Dicle Nehri, Fırat Nehri’yle birlikte Mezopotamya'yı tanımlayan iki büyük nehirden biridir. Nehir, Anadolu’nun kuzeydoğusundan güneye doğru, Suriye ve Arap çöllerinden geçerek Basra Körfezi'ne dökülür.

    Dicle Nehri, 523 km'si Türkiye'de olmak üzere 1,900 km uzunluğundadır. Türkiye'nin doğusundaki Toros Dağları'nda Elazığ şehrinin yaklaşık 25 km güneydoğusunda ve Fırat Nehri’nin kaynağından yaklaşık 30 km mesafede doğar. Nehir, Suriye-Türkiye sınırının 40 kilometrelik kısmını oluşturur.

    Mardin, tamamıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen birkaç şehirden biridir. Bunun nedeni, şehrin hemen hemen her santimetresinden tarih ve kültür fışkırması ve Dicle Nehri kıyısındaki bu toprakların uygarlığın doğuşundan beri medeniyetlerin birleştiği yer olmasıdır.

    Şırnak ilinin tamamı yüksek dağlar, derin akarsu vadileri ve yaylalarla kaplıdır. Tüm nehirler Dicle Havzası’nda birbirine bağlanır ve Dicle Nehri'nin kollarını oluşturur. Başlıca nehirler şunlardır: Kızılsu, Hezil ve Habur. Beytüşşebap ve Uludere haricinde arazinin bitki örtüsünün büyük bölümü bozkırdır. Ormanlarda çoğunlukla meşe ağacı bulunur.

    Dicle'nin diğer önemli kolları, Türkiye'deki Batman, Garzan, Botan ve Habur nehirleri ile Irak'taki Büyük Zab ve Küçük Zab nehirleridir. Ortalama su debisi saniyede 360 m3'tür. Eylül ortalarında bölgedeki kuru yazlar nedeniyle debi 55 m3'e düşmekte, mart ayındaki kış yağışları nedeniyle saniyede 2,263 m3'e çıkmakta ve ardından ilkbaharda karlar erimektedir. Dicle'nin uzunluğu Fırat'tan daha kısadır ancak nehir, daha fazla su taşıdığı için özellikle Irak tarafında çok fazla su taşkınına neden olur.

    Dicle üzerinde Kralkızı (1985-1997 arasında inşa edilmiş), Batman (1986-1999), Dicle (1986-1997) ve Ilısu (yapım aşamasında) Barajları gibi birkaç hidroelektrik santral bulunur. Bu barajlar elektrik üretiminin yanı sıra kurak GAP bölgesindeki tarım alanlarının sulanması için de su sağlar. Irak tarafında Dicle üzerinde inşa edilmiş birkaç baraj da bulunmakta olup, Musul Barajı Irak'ın en büyük barajı olarak bilinir.

    Yaratılış Kitabı’na göre, Dicle (burada Hiddekel olarak anılır), Cennet Bahçesi'nden akan nehirden ayrılan dört nehirden biriydi (Yaratılış 2:10). Bu dört nehir Fişon, Seyhun, Dicle ve Fırat idi. Daniel Kitabı'nda, Daniel (Danyal) peygamberin görülerine Hiddekel Nehri yakınında vakıf olduğu yazmaktadır (Daniel 10: 4).

    Halfeti, Şanlıurfa

    Halfeti, Mezopotamya'nın ayakta kalan en eski yerleşim yerlerinden biridir ve şüphesiz ki en etkileyici olanlardan da biridir. İklim değişikliğinin ve modernleşmenin etkilerinin bir parçası ve sonucu olarak şehrin çoğu sular altındadır. Tarihin çoğu hala su altında görülebiliyorken, antik kentin %20'si hala suyun üzerinde durur. Fırat Nehri, yüzeyin altında saklı bir cenneti ortaya çıkaran taş mimarisi ile bu noktadaki en güzel yerdir. Aynı zamanda, dalgaların üzerlerinde gidip geldiği kalıntıları tam anlamıyla görebileceğiniz, dünyanın ziyaret edilebilecek en büyük “kayıp şehirlerinden" biri olarak da bilinir.

    Hitit ve Urartu dönemlerinde Fırat Nehri kıyısında birçok antik kent vard ve Zeugma da bunlardan biriydi. Fırat ve Dicle nehirlerinin her ikisinin adı da İncil'de geçer. Fırat'ın en eski isimlerinden biri Purattu'dur ve Yaratılış Kitabı’nda (Yaratılış 2: 10-14) Cennet Bahçesi'nden akan nehirden dallanan dört nehirden biri olarak bahsedilir. Bu dört nehir Fişon, Seyhun, Dicle ve Fırat idi.